-
-
-
-
Operating system
İşletim sistemi
-
-
Quantum mechanics
Kuantum mekaniği
-
Electromagnetism
Elektromanyetizm
-
Application software
Uygulama yazılımı
-
-
-
willfully
Kasten, bilerek, isteyerek
-
judicial authorities
adli makamlar
-
-
-
Willful
mahsus yapılan, kasıtlı
-
-
-
-
Accompany (v)
Eşlik etmek
-
-
-
-
-
Convict (n)
Mahkum, hükümlü
-
Possession (n)
- Sahip olduğun şeyler
- Malk mülk
-
Property
- 1. Özellik
- 2. Mülkiyet, mülk
-
-
-
-
Premium (n)
- 1. Kâr payı
- 2. Sigorta primi
- 3. Getiri, mülakat, ödül
- 4. Seçkin, ayrıcalıklı
-
Be associated with
Bağdaşmak
Risks associated with driving in a new area
-
-
-
Infrastructure (n)
Şehrin alt yapısı (metro hatları, yollar, internet, kanalizasyon, temiz su boruları)
-
Contribute to (v)
-e katkıda bulunmak
-
At the global scale
Küresel ölçekte
-
Take into account
Hesaba katmak
-
-
-
Discharge (v)
Discharge a cargo
Tahliye etmek
-
Discharge from an obligation
Bir yükümlülükten kurtulmak
-
Discharge an obligation
Bir yükümlüğü yerine getirmek
-
Proliferation (n)
Çoğalma, hızlı artış
-
-
Spark (v)
Trigger (v)
(His speech sparked a heated debate.)
Tetiklemek
-
Yellow fever (n)
Sarı humma
-
Indigence (n)
Yoksulluk, sefalet
-
Assessment (n)
Değerlendirme, ölçme
-
Envision(v)
Hayal etmek, tasarlamak
-
Transgression (n)
ihlâl, günah, suç
-
Rigor (n)
Titizlik, sıkılık, sertlik
-
-
Roughly (adv)
(4.8 makes roughly 5)
Kabaca
-
Smooth (adj)
(The road is smooth.)
Pürüzsüz
-
-
Depress (v)
Depresyona sokmak
-
steadfast (adj)
(He remained steadfast in his determination to bring the killers to justice.)
Kararlı, sabit, değişmeyen, ısrarlı
-
Vacancy (n)
Bir işyerinde boş pozisyon
-
-
-
Bow (n)
- 1. Yay
- 2. Fiyonk
- 3. Aşağı doğru eğilmek
-
Supersede (v)
Bir başkasının yerine başka birini koymak (replace)
|
|