empower b2

  1. Kibirli
    Arrogant (adj)
  2. Kararlı
    Determined (adj)
  3. Saptamak, belirlemek
    Determine (v)
  4. Şık, zarif
    elegant
  5. Entellektüel
    intellectual (adj)
  6. Sadık
    Loyal (adj)
  7. Motive olmuş
    Motivated (adj)
  8. Motive etmek
    Motivate (v)
  9. Toy, saf, naif
    Naive (adj)
  10. 1. terfi ettirmek
    2. reklamını yapmak
    Promote (v)
  11. Öneri, teklif
    Proposal (n)
  12. Hassas, duyarlı
    sensitive (adj)
  13. İnatçı
    Stubborn (adj)
  14. Kaçınılmaz olarak
    Inevitably (adv)
  15. Very important
    • Crucial (adj)
    • Vital (adj)
  16. Kurtarmak
    Rescue (v)
  17. Sığınak
    Shelter (n)
  18. Refah
    Welfare (n)
  19. Yaratık
    Creature (n)
  20. (Birinden veya bir şeyden) faydalanmak, çıkar sağlamak
    Take advantage of
  21. -e dikkat etmek
    Be careful with + noun
  22. 1. Sav
    2. Ağız dalaşı, tartışma
    Argument (n)
  23. Gözyaşları içinde bitmek
    Their argument always end in tears.
  24. Soyu tehlikede olan türler
    Endangered species
  25. Düşman
    Enemy (n)
  26. Hariç
    Except (preposition)
  27. Soyu tükenmiş
    Extinct
  28. Gol atmak, sayı yapmak
    • Score (v)
    • Score a goal
  29. Ulaşmak
    Reach (v)
  30. Çok önemli olan şu ki
    It is crucial that + S + V
  31. Denizci
    Sailor (n)
  32. Cankurtaran botu
    Lifeboat (n)
  33. Geçici
    Temporary (adj)
  34. 1. toplanmak, bir araya gelmek
    2. Toplamak, bir araya getirmek
    • Gather
    • (Gather blueberries)
    • (The family gathered in the living-room.)
  35. Doğal yaşam alanı
    Habitat (n)
  36. Öncelik
    Priority (n)
  37. Aramak (kayıp birşeyi)
    • Seek (v)
    • Sought (V2)(V3)
  38. Tür (hayvan/bitki)
    Species (singular & plural)
  39. 1. Azımsanmayacak (sayı/miktar)
    2. Önemli
    Substantial (adj)
  40. Kuyruksuz maymun
    Ape (n)
  41. Vahşi, yabani
    Wild (adj)
  42. Kaynak
    Source (adj)
  43. Çağdaş
    Contemporary (adj)
  44. Parlak
    • Brilliant (adj)
    • (A brilliant student)
  45. Ayırtetmek
    • Distinguish (v)
    • (Distinguish between crocodiles and alligators)
  46. Dağıtmak (sınav kağıdı dağıtır gibi)
    Distribute (v)
  47. Etkili, verimli
    Efficient (adj)
  48. 1. İşgal etmek
    2. Meşgul etmek
    Occupy (v)
  49. Göze çarpan, üstün, çok iyi
    • Outstanding (adj)
    • ( an outstanding student)
  50. Potansiyel
    Potential (n)
  51. Dolu, meşgul (tuvalet için, sinemadaki koltuk için)
    Occupied (adj)
  52. Boş (tuvalet için)
    Vacant (adj)
  53. Atletik
    Athletic (adj)
  54. 1. Neşelendirmek
    2. (Sözle) tezahürat yapmak
    Cheer (v)
  55. Mesafe
    Distance (n)
  56. Gen
    Gene (n)
  57. Orantılı olarak
    Proportionally
  58. İyileşmek
    Recover (v)
  59. Öyle olarak görmek, öyle kabul etmek
    • Regard (v)
    • (I regard you as my best friend.)
    • (I regard Lionel Messi to be the best player of our generation.)
  60. 1. Askıya almak
    2. Görevden uzaklaştırmak (açığa almak)
    • Suspend (v)
    • (Suspended bridge)
    • (The ferry service was suspended for the day due to the bad weather condition)
  61. Zafer
    • Victory (n)
    • Triumph (n)
    • Glory (n)
  62. spor aktivitesine/ kursa başlamak
    Take up
  63. -den oluşmak
    • Consist of (v)
    • (The exam consists of 10 questions.)
    • (The house consists of 4 rooms.)
  64. 1. İma, saklı olan anlam
    2. (bir kimseyi olumsuz bir şeye) karıştırma/bulaştırma
    Implication (n)
  65. gemi enkazı
    Shipwreck (v)
  66. Narin, hassas, nazik, kolay hasar görebilir
    • Delicate (adj)
    • (A delicate lace)
  67. Zorlamak
    Force to + V1 (v)
  68. Cezalandırmak
    Punish (v)
  69. Oran, orantı
    • Proportion (n)
    • (There is a great proportion of pet owners.)
  70. 1. Kaza yapmak
    2. Kundaklamak
    3. Karaya oturtmak
    4. Enkaz haline getirmek
    Wreck (v)
  71. İhtimamlı (titiz, dakik, katı, sıkı)
    Rigorous (adj)
  72. 1. Açık sözlü, doğru sözlü
    2. Apaçık
    Straightforward (adj)

    (The instructions are fairly straightforward. )
  73. Sıkı, katı, kurallara çok bağlı
    • Strict (adj)
    • (A strict teacher)
  74. 1. Gerinmek
    2. (Belirli bir süre boyunca) devam etmek
    • Stretch (n)
    • (It is a difficult goal to achieve. It'll be a stretch.)
  75. 1. Varsaymak, farzetmek
    2. Sanmak, zannetmek
    • Suppose (v)
    • ("Can I go out tonight?">"oh, I suppose so."
  76. Test etme, deneme
    • Testing (adj)
    • (I found it very difficult. It was a testing time in my life.)
  77. 1. Zorlu, çetin, zor
    2. Katı, demir gibi
    Tough (adj)

    • (Life is tough.)
    • (These toys made from tough plastic.)
    • (Tough man)
  78. Katı, sert x yumuşak
    Hard x soft
  79. Katı x sıvı
    Solid x liquid
  80. Hüner ve ustalık gerektiren
    • Tricky (adj)
    • (It is tricky to learn to ride a skateboard, but you never forget how.)
  81. Küçük ikram
    Treat (n)
  82. Dalavere, hile, numara
    Trick (n)
  83. Birine numara yapmak
    Play a trick on sb
  84. bir işi üstlenmek
    Bir işi yapmaya soyunmak
    • Undertake (v)
    • (Undertake an experiment)
    • (Undertake a risk)
    • (Undertake a task)
  85. Ata binmek
    Ride a horse
  86. Motosiklete, bisiklete binmek
    • Ride a motorbike
    • Ride a bicycle
  87. Kaykay yapmak
    Ride a skateboard
  88. İstifa etmek
    Resign (n)
  89. Seçim (belediye veya hükümet seçimleri gibi)
    Election (n)
  90. Şaşırtmak, hayrete düşürmek (hayranlıkla karışık)
    Astonish (v)
  91. Hayret verici (hayranlıkla karışık)
    Astonishing (adj)
  92. Şaşırmış, afallamış (with sudden wonder or amazement)
    Astonished (adj)
  93. Nefes kesici
    Breathtaking (adj)
  94. İnşaat
    Construction
  95. Sersemletici, hayret verici, müthiş
    Stunning (adj)
  96. Ayrıntılı, detaylı, özenilmiş
    Elaborate (adj)
  97. Detaylandırmak
    • Elaborate on (v)
    • (The director did not elaborate on his reasons for leaving.)
  98. (Sağlık/durum) kötüye gitmek
    • Deteriorate (v)
    • (His health is deteriorating.)
  99. Azınlık
    Minority (n)
  100. Koruma(k) (bir tehlikeye karşı)
    • Protection (n)
    • Protect (v)
  101. Koruma(k) (değişime karşı)
    • Conservation (n)
    • Conserve (v)

    (Conservative party)
  102. Koruma(k) (bozulmaya-çürümeğe karşı)
    • Preservation (n)
    • Preseve (v)
  103. Bölge
    Region (n)
  104. Yeniden canlandırmak, canlanmak
    Revive (v)
  105. Geniş bir şekilde
    Widely (adv)
  106. Müteşekkir
    Grateful (adj)
  107. Kasvetli
    Dull (adj)
  108. Canlanma, diriliş
    revival (n)
Author
BanuOrenk
ID
354660
Card Set
empower b2
Description
Updated