-
dreamily
sersem bir şekilde
-
-
-
move over
kenara çekilmek
-
vacant
boş (bakış), dalgın, sahipsiz
-
vacantly
dalgın bir şekilde
-
keep an appointment
randevuya gitmek
-
temp to V1
meye kalkışmak, cesaret etm.
-
-
-
-
initial
ilk harf, baş harf
-
initials
ismin ilk/baş harfleri
-
scrape away
kazıyarak çıkarmak
-
happen to do smt.
do something by chance
-
read smt. through
tamamını okumak, gözden ge.
-
dig up
kazıp çıkarmak, meydana çıka.
-
bruise
morartmak, incetmek, yarala.
-
-
take measure(s)
tedbir/önlem(ler) almak
-
summon
(e) çağırmak, gelmesini emret.
-
blow out
üfleyerek söndürmek
-
-
lean out of (a window etc.)
den dışarı/aşağı sarkmak
-
-
-
make one's flesh creep
tüylerini ürkütmek
-
peep out
çıkmak, görünüvermek
-
burst out
patlak vermek, söyleyivermek
-
-
sickly
hasta yüzlü, solgun, soluk
-
take ill
hasta olmak, hastalanmak
-
cease
durmak, durdurmak, son ver.
-
lie heavy on the (heart etc.)
e oturmak (ağırlık)
-
wreck
enkaz (gemi); parçalamak
-
cherish
değer vermek, el üstünde tut.
-
soothe
acı dindirmek, yatıştırmak
-
-
-
interval
zaman, zaman aralığı, süre
-
sink in
kafasına girmek, batmak
-
bustle
acele etmek; telaş
-
-
occupy 2
(yer) işgal etmek, oturmak
-
cease to exist
varlığı/varlığına son vermek
-
fight a battle
savaşmak, mücadele etmek
-
call on
çağırmak, uğramak
-
make inquiries
soruşturmak, soruşturma yap.
-
unfounded
asılsız, temelsiz
-
postscript
not (mektubun altındaki)
-
refer to
atıfta b., ima e., gönderme y.
-
unshaken
sabit, sarsılmaz, sağlam
-
attendant
görevli, bakıcı, hizmetçi
-
advance
yürümek, ilerlemek, geliştirm.
-
rush into
e akın etmek, e girişmek
-
sanity
akıl sağlığı, ruh sağlığı
-
cautious
tedbirli, temkinli, dikkatli
-
hint
ima, ipucu, işaret; ima etmek
-
compensation
mükafat, karşılık, tazminat
-
-
hesitate (over)
(i hakkında) tereddüt etmek
-
amount to
anlamına gelmek, tutmak (para)
-
-
-
conspiracy
komplo, suikast
-
-
on the understanding that
şartıyla, koşuluyla
-
-
take charge of
ın sorumluluğunu üstlenmek
-
-
terminus
son istasyon, gar; hedef, amaç
-
-
before long
çok geçmeden, kısa sürede
-
giddy
başı dönen, sersemlemiş
-
disown
reddetmek, inkar etmek
-
appoint
atamak, belirlemek
-
fugitive
firari, kaçak (noun)
-
-
exchange
takas etmek, çevirmek
-
-
exertion
zahmet, çaba, emek
-
retrace
izini takip etmek, kaynağına g.
-
-
concealment
saklanma, gizleme (noun)
-
hunt down
ele geçirmek, peşine düşmek
-
insensible
hissiz, duyarsız, umursamaz
-
shun from
den çekinmek, kaçınmak
-
make a note (of)
(ı) not etmek
-
cripple
sakat (noun); sakatlamak
-
particular
özel (adj); özellik, madde (noun)
-
note smt. Down
i not etmek/almak, yazmak
-
-
substance
cisim, madde; içerik
-
confine to
e hapsetmek, kapatmak
-
-
-
prescribe
reçete yazmak, ilaç yazmak
-
stimulant
uyarıcı ilaç (noun); uyarıcı (adj)
-
-
|
|