5_3 The Woman in White - Kelimeler.xlsx

  1. deceive
    aldatmak, kandırmak
  2. alas
    yazık, eyvah, tüh, ne yazık ki
  3. fling
    fırlatmak
  4. go back on
    inkar etmek, caymak (sözden)
  5. bridegroom
    damat
  6. quarrel
    tartışmak; münakaşa, kavga
  7. sheer
    düpedüz, büsbütün; sapmak
  8. conduct
    yönetmek, yürütmek; tavır
  9. on good terms
    arkadaşça, dostça
  10. be on good terms with
    ile arası iyi olmak
  11. now that + SVO
    mademki
  12. (be) accompanied by
    ile, beraber (gelmek)
  13. care to (do smt.)
    (bir şeyi) istemek, (i) ilgisini ç.
  14. repentance
    pişmanlık, tövbe
  15. repent (of)
    (den) pişmanlık duymak, tö. e.
  16. homeward
    eve doğru, yurda doğru
  17. readily
    kolaylıkla, hemen; seve seve
  18. form one's own opinion about
    (i hk.) kendi bir karara varmak
  19. girlhood
    kızlık, kızlık çağı
  20. freeze up
    soğuk davranmak, donmak
  21. excitable
    heyecanlı, telaşlı
  22. vain
    kibirli, gösterişçi, anlamsız
  23. break through
    yarıp geçmek, üstesinden g.
  24. tame
    evcil; evcilleştirmek
  25. immensely
    son derece, çok, gayet
  26. hurry out (of)
    (den) aceleyle çıkmak
  27. jump to one's feet
    ayağa fırlamak
  28. in reply (to)
    (e) cevap olarak
  29. hold over
    ertelemek; varlığını sürdürmek
  30. bearer
    taşıyıcı (noun)
  31. take place
    meydana gelmek, olmak
  32. rest with
    (kararı vermek) e kalmak
  33. relieve
    rahatlatmak, çare bulmak
  34. harmlessly
    masum bir şekilde, zararsızca
  35. in the presence of
    ın önünde, huzurunda, karşısı.
  36. ignorantly
    cahilce, bilgisizce
  37. be/feel ashamed of
    den utanmak
  38. as a mere formality
    usulen
  39. trick smb. into
    birini i yapsın diye kandırmak
  40. entitle
    hak kazandırmak, isimlendirm.
  41. be entitled to
    hak kazanmak, yetkili olmak
  42. object to
    e itiraz etmek, karşı çıkmak
  43. wiriting-table
    yazı/çalışma masası
  44. conscience
    vicdan, inanç, bilinç
  45. persuasion
    ikna, razı etme, inanç
  46. have it said
    deditmek, söyletmek
  47. cupboard
    dolap, yüklük
  48. dip in
    e batırmak, bandırmak, sokm.
  49. parchment
    parşümen (noun)
  50. justified
    gerekçeli, haklı
  51. intervene in
    e karışmak (m.), araya girmek
  52. sulky
    asık suratlı, somurtkan
  53. submission
    itaat, uysallık, teslimiyet
  54. scruple
    vicdan, ahklak ilkesi, şüphe (N)
  55. scrupulous
    vesveseli, vicdanlı, titiz
  56. offend
    rencide etmek, incitmek
  57. make a virtue of necessity
    zorunluluktan zevk almak
  58. obstinacy
    inatçılık, inat
  59. dreadful
    ürkütücü, korkunç, berbat
  60. occasion
    fırsat, vesile, sebep, gerekçe
  61. put off
    ertelemek, bırakmak, geciktir.
  62. lock up
    kilitlemek, kilit altında tutmak
  63. on the drive
    yol/yolun üzerinde
  64. within reach
    yetişilebilir, ulaşılabilir
  65. spare 2
    zaman ayırmak; yedek
  66. nothing more than
    sadece, yalnız, ibaret
  67. countess
    kontes (noun)
  68. be unaccustomed to
    e alışık olmamak
  69. unaccustomed
    tuhaf, alışılmadık
  70. make up one's mind (to V1)
    (e) karar vermek
  71. mist
    sis; sis kaplamak
  72. misty
    sisli, puslu, belirsiz
  73. thundery
    gök gürültülü, korkutucu
  74. as ever
    her zamanki gibi
  75. detain
    alıkoymak, durdurmak, haps.
  76. take up 2
    yapmaya başlamak (hobi, s...)
  77. publicly
    herkesin önünde, alenen
  78. horsewhip
    kırbaç; kırbaçlamak
  79. sneer
    alay; alay etmek, küçümsemek
  80. torment
    eziyet, azap; eziyet etmek
  81. for ever
    sonsuza dek
  82. violently
    şiddetle, dehşetle, vahşice
  83. stop off
    (yolculukta) durmak, mola v.
  84. (say/ask etc.) in a whisper
    fısıldayarak söylemek/sormak
  85. glide
    süzülerek gitmek, süzülmek
  86. hush
    susmak, sakinleştirmek
  87. brooch
    broş
  88. watch for
    gözlemek, beklemek
  89. propose
    önermek, teklif etmek, tasarl.
  90. slip away
    sıvışmak, sıvışıp gitmek
  91. sensibly
    duyarlı bir şekilde
  92. transaction
    işlem, alışveriş, hareket
  93. honorable
    namuslu, onurlu, saygın
  94. occupy 1
    meşgul etmek
  95. occupied
    meşgul
  96. savage
    vahşi, yabani
  97. soften
    yumuşatmak, yatıştırmak
  98. indoors
    içeri, içeriye, evin içine
  99. extraordinary
    olağanüstü, olağan dışı
  100. boat-house
    kayıkhane
Author
ferhat500
ID
353300
Card Set
5_3 The Woman in White - Kelimeler.xlsx
Description
zkelimeler
Updated