-
get over
(hast.) atlatmak, başa çık.
-
inheritance
miras, kalıtım
-
say good-bye (to)
(e) veda etmek
-
lean forward
öne/ileriye doğru eğilmek
-
heavens, no!
Allah korusun/muhafaza!
-
-
heart failure
kalp yetmezliği
-
come to a bad end
sonu kötü bitmek/olmak
-
-
-
-
-
-
will
istek, irade, vasiyet; istem.
-
on the edge of
ın kenarında/kıyısında
-
-
-
urge smb. to
e teşvik etmek, e zorlamak
-
-
-
run
işletmek, çalıştırmak
-
lean back
arkaya/geriye yaslanmak
-
-
furnish
(mobilya) döşemek
-
persuade
ikna etmek, razı etmek
-
will of steel
çelik irade
-
smt./smb. of mystery
esrarengiz/gizemli ...
-
ledger
hesap/kasa defteri
-
-
soon enough
yeterince çabuk, çok geçm.
-
-
-
blackmail
şantaj; şantaj yapmak
-
-
-
start off
yola çıkmak/koyulmak
-
-
squeak
gıcırtı; gıcırdamak
-
-
-
stick to
e sadık/bağlı kalmak, yapış.
-
a thing or two
birkaç şey
-
-
knock out
yere yıkmak, yenmek
-
-
-
over and over
defalarca, üst üste
-
pleasent
tatlı, hoş, güzel
-
dream of
ın hayalini kurmak
-
frame
çerçeve; şekillendirmek
-
-
-
wicked
kötü, aşağılık, ahlaksız
-
be fond of
e bayılmak, den hoşlanmak
-
-
-
-
take it on the lam
sıvışmak, kaçmak (ARGO)
-
go on the lam
sıvışmak, kaçmak
-
-
be up to
iş çevirmek, peşinde olmak
-
make progress
ilerlemek, aşama kaydetm.
-
conspiracy
komplo, suikast, kumpas
-
pin on
yüklenmek, üstüne almak
-
-
have to do with
ile ilgisi/alakası olmak
-
steel-gray
çelik grisi (renk)
-
-
-
get away with
çalıp kalmak, yanına kalm.
-
-
-
doubtful
şüpheli, kararsız
-
shoot a dirty look
birine pis pis bakmak
-
run over
(araçla) çiğnemek, ezmek
-
-
be freed from
den serbest bırakmak
-
make a bargain
anlaşmaya varmak
-
bargain
pazarlık; pazarlık etmek
-
take a trip
seyahate çıkmak
-
be in charge (of)
(den) sorumlu olmak
-
in cash
peşin/nakit olarak
-
-
hand
uzatmak, elden teslim etm.
-
-
reach into
uzanmak, erişmek
-
reach deep into smt./sw.
derinlerine varmak, iç. uza.
-
maiden
bekar/evlenmemiş kadın (n
-
-
dreamy
hayalci, rüya gibi
|
|