4 Moonfleet - Kelimeler.xlsx

  1. fleet
    filo, donanma
  2. stream
    dere, akarsu; akmak
  3. in the course of
    boyunca, sırasında
  4. in the course of time
    zamanla, zaman içinde
  5. wizard
    sihirbaz, büyücü
  6. fearful
    korkunç, korku veren
  7. shut up
    susmak, hapsetmek
  8. sexton
    kilise hademesi, zangoç
  9. grave
    kabir, mezar
  10. grave stone
    mezar taşı
  11. elector
    seçmen
  12. shore
    sahil, kıyı
  13. barrel
    varil, fıçı
  14. revenue
    gelir, kazanç
  15. stand back
    (kenara) çekilmek, gerilemek
  16. take prisoner
    esir almak, tutuklamak
  17. at the far end (of)
    uzak uçta, öbür uçta
  18. have no peace
    gün yüzü görmemek
  19. look up at smb.
    e başını kaldırıp bakmak
  20. walk about
    etrafta gezinmek, dolaşmak
  21. for fear of/that(+SVO)
    den korkarak, ın korkusuyla
  22. sunset
    gün batımı
  23. graveyard
    mezarlık
  24. rise up against smb.
    e karşı ayaklanmak
  25. swell
    şişmek, kabarmak, yükselm.
  26. go across
    boydanboya/karşıya geçmek
  27. light up
    parlamak, aydınlatmak, ışıks.
  28. coffin
    tabut; tabuta koymak
  29. rise from the grave/dead
    hortlamak
  30. lane
    (yol) şerit, patika, dar sokak
  31. shadowy
    karanlık, belli belirsiz
  32. see into
    anlamak, kavramak
  33. come round
    yön değiştirmek
  34. wash away
    su ile sürüklemek, aşındırm.
  35. set right
    düzeltmek
  36. run along
    çıkmak, gitmek, kaçmak, ayr.
  37. send away
    uzaklaştırmak, kovmak
  38. hillside
    yamaç, bayır
  39. dry up
    kurumak
  40. fall away
    eğimli olmak, çekilmek
  41. break in
    çökertmek
  42. go into
    girmek
  43. fall upon
    rastlamak, karşılaşmak
  44. downwards
    aşağıya, aşağıya doğru
  45. run against
    e rastlamak, e çarpmak
  46. turn round
    dönmek
  47. glimmer
    parıltı, ışıltı; parıldamak
  48. come upon
    basmak, üstüne gelm., rastl.
  49. be angry with smb.
    e kızmak
  50. goodness
    iyilik, erdem, faziletlilik
  51. go up to
    e gitmek (yukarı çıkarak)
  52. storeroom
    depo, kiler, ardiye
  53. spring out
    birden ortaya çıkmak, fışkır.
  54. move across
    ilerlemek (bir alan boyunca)
  55. to my surprise
    bir de baktım ki, meğerse...
  56. take a look
    bakmak, bir göz atmak
  57. seamen
    denizci
  58. hold up
    kaldırmak
  59. so as to, in order to
    mek için, mek amacıyla
  60. schoolroom
    sınıf
  61. roof
    tavan, çatı
  62. lead up (to)
    e yol açmak, yolunu yapmak
  63. set in
    yerleşmek, kurulmuş olmak
  64. hiding place
    barınak, saklanma yeri
  65. die away
    (gürültü) azalmak, ya. y. kes.
  66. a long way off
    çok uzak, çok uzakta
  67. silence
    sessizlik; susturmak
  68. way out
    çıkış yolu
  69. climb up
    (yukarı) tırmanmak
  70. fence
    çit
  71. speak up for
    ın lehinde konuşmak
  72. later on
    ilerleyen zamanlarda, ileride
  73. please
    memnun etmek
  74. dim
    karartmak, sönmek; loş,sön.
  75. get in
    (ara.) binmek, girmek, gitm.
  76. hold close
    yakında tutmak
  77. go home
    eve gitmek
  78. cut away
    kesip çıkarmak/atmak
  79. setting sun
    akşam güneşi
  80. pour
    (sıvı) akmak, dökmek
  81. get to sleep
    uyumak
  82. fix on
    seçmek, kararlaştırm., anlaş.
  83. ride up
    yukarı çıkmak
  84. set smt. before smb.
    önüne koymak/vermek
  85. burn down
    yanıp kül olmak
  86. save time
    zaman kazanmak/kazandır.
  87. innkeeper
    hancı, otelci
  88. beast
    hayvan, canavar
  89. in silence
    sessizce, ses çıkarmadan
  90. kindness
    nezaket, kibarlık
  91. keep a close watch on
    i yakından izlemek, gözleml.
  92. bring in
    getirmek, vermek
  93. bring into
    getirm., dışarıdan mal ithal e.
  94. blow upon smt.
    e üflemek
  95. throw open smt.
    i açmak, açıvermek
  96. cave
    mağara, in; oymak
  97. walk along
    yanından yürümek
  98. get some/little... sleep
    kestirmek, biraz uyumak
  99. go to sleep
    yatmak, uyumak
  100. cart
    atlı yük arabası, at arabası
  101. set out
    düzenlemek, dizmek
  102. newborn
    yeni doğan/doğmuş
  103. cause smb. pain
    e eziyet vermek
  104. ride away
    (at, bisiklet..)ayrılarak gitmek
  105. wonder at
    e şaşırmak, hayret etmek
  106. strangeness
    tuhaflık, gariplik
  107. grassy
    çimenlik, otlu, çimenli
  108. lead down to smw.
    e inmek
  109. go on
    devam etmek,(zaman)geçm.
  110. take smb.'s place
    in yerini almak/doldurmak
  111. shouting
    bağırış, yaygara, çığlık
  112. run after
    i kovalamak, peşinden koş.
  113. pull along
    güç sarfederek çekmek
  114. pistol
    tabanca
  115. daylight
    gün ışığı, şafak
  116. call smb. back
    birini geri çağırmak
  117. be of use (for)
    (için) yaramak, yardım etm.
  118. go round
    dönmek
  119. hang (smb.) for (smt.)
    (birini) (... için) asmak
  120. talk (to smb.) of
    (ile) in hakkında konuşmak
  121. set smt. down
    bir şeyi bir yere indirmek, k.
  122. fix one's eyes on
    gözünü e dikmek
  123. candle wax
    mum (materyali)
  124. make one's peace with
    ile barışmak, arayı düzeltm.
  125. go deep into
    in derinine inmek
  126. pray for
    için dua etmek
  127. get ready (for)
    (için) hazırlanmak
  128. far off
    uzakta, çok uzak
  129. get free from
    den kurtulmak
  130. strike smb./smt. with smt.
    e bir şey ile vurmak
  131. fall over
    devrilmek, yuvarlanıp düşm.
  132. get close
    yaklaşmak
  133. pick up
    toplamak, yerden kaldırmak
  134. unload
    yükünü boşaltmak
  135. cause pain
    ağrıtmak, acıtmak
  136. get down to
    e başlamak, yol almak, ilerle.
  137. get along
    devam etmek, gitmek
  138. get along with
    ile (iyi) anlaşmak
  139. put down
    indirmek
  140. climb on
    üzerine binmek, tırmanmak
  141. give a cry
    ağlamak
  142. pull down
    düşürmek, (bina) yıkmak
  143. move forward
    ilerlemek, ileriye yol almak
  144. round
    dönmek (köşeyi/virajı)
  145. know of
    den haberi olm., i duymuş o.
  146. keep watch
    gözcülük etmek,nöbet tutm.
  147. keep awake
    uyanık kalmak
  148. powder
    toz, pudra, barut
  149. supper
    akşam yemeği
  150. get a beating
    dayak yemek
  151. guard
    korumak; koruma
  152. hold out
    önermek, ileri sürm., uzatm.
  153. out of sight
    gözden uzak
  154. walk away
    basıp/çekip gitmek, terketm.
  155. move on
    yola devam etmek, ilerlemek
  156. opening
    açık yer/alan, kapı, kapak
  157. be used to
    e alışkın olmak, e alışmak
  158. trouble about
    i dert etmek
  159. little by little
    azar azar, yavaş yavaş
  160. reach out
    uzatmak, uzanmak
  161. grow less
    eksilmek
  162. go out
    sönmek
  163. on board
    gemide
  164. stand by
    seyirci kalmak, destek olm.
  165. questioning
    sorgu, sorgulama
  166. burn up
    tamamen, alev alev yanmak
  167. hear of
    i duymak, den haberi olm.
  168. watch over
    korumak, göz kulak olmak
  169. look on
    izlemek, seyretmek,seyirci k.
  170. warm-hearted
    iyi kalpli, cana yakın
  171. hand in hand
    el ele
  172. back room
    arka oda
  173. prison-guard
    gardiyan
  174. lead on
    götürmek (önden yürüyerek)
  175. gateman
    muhafız, nöbetçi, bekçi
  176. courtyard
    avlu, iç bahçe
  177. cross
    karşıya geçmek
  178. bring trouble on/upon
    in başına dert/iş açmak
  179. hang over
    üstünde asılı olmak
  180. bucket
    kova
  181. string
    ip
  182. call to
    haykırmak, seslenmek
  183. get to
    e varmak, gelmek
  184. halfway
    yarı yolda
  185. one by one
    birer birer, tek tek
  186. lift out
    çekip çıkarmak
  187. lift off
    kalkmak, havalanmak
  188. pull up
    yukarı çekmek
  189. throw down
    (kavgada) devirmek, aşağı at.
  190. catch hold of
    yakalamak, tutmak
  191. kick
    tekmelemek; tekme
  192. write down
    (kağıda) yazmak, not etmek
  193. rightly
    haklı olarak, hakkıyla
  194. fall back
    geri çekilmek, gerilemek
  195. throw forward
    ileriye atmak
  196. march
    (topluca) yürüyüş, y. yaptırm.
  197. bear upon
    ile ilgili/ilgisi/ilişkisi olmak
  198. go under
    bakmak (suda)
  199. go under sail
    yelken açmak
  200. drive on
    ilerlemek, ileri sürmek
  201. dimly
    belirsiz bir şekilde
  202. bay
    koy
  203. make ready (for)
    (için) hazırlamak, hazır hale g.
  204. blow off
    uçurmak
  205. break to pieces
    paramparça etmek
  206. yard
    bahçe, avlu, açıklık
  207. press forward
    hızla ilerlemek
  208. honor
    şereflendirmek, saygı göster.
  209. ever-changing
    daima değişen,değişmekte o.
Author
ferhat500
ID
353244
Card Set
4 Moonfleet - Kelimeler.xlsx
Description
zkelimeler
Updated