-
on the bank of the river
nehir kıyısında
-
sail
denize (yelkenliyle) açılmak
-
go far
uzaklaşmak, başarılı olmak
-
take into
sokmak, getirmek, içeri alm.
-
-
-
-
rest on
e dayanmak, dayalı olmak
-
-
blanket
battaniye, örtü; örtmek
-
-
-
paddle
kürek çekmek; kürek
-
run off
koşmak, kaçmak, akıp gitm.
-
go past
geçmek, yanından geçmek
-
come up
(güneş) yükselmek
-
-
jump out of
den dışarı atlamak
-
tie up
gemiyi karaya bağlamak
-
warden
gardiyan, bekçi, koruyucu
-
-
-
-
fly off
uçup gitmek, aceleyle gitm.
-
be in trouble
başı belada olmak
-
land
karaya ayak basmak, inmek
-
-
-
-
-
fall asleep
uykuya dalmak, uyumak
-
throw off
üzerinden atmak
-
set off
yola çıkmak, yola koyulmak
-
-
-
look after
ile ilgilenmek, göz kulak olm.
-
wave
dalgalandırmak, el sallamak
-
-
beat on smt./the door
kapıyı/zili ısrarla çalmak
-
-
shut in
e kapamak, e hapsetmek
-
-
-
wave goodbye
arkasından el sallamak
-
get through
zor durumu atlatmak
-
-
creep
sürünmek, emeklemek
-
creep into smw.
e sürünerek girmek
-
climb out of
den tırmanarak çıkmak
-
lie down
uzanmak, kestirmek (uyku)
-
go to bed
yatmak, uyumaya gitmek
-
go down
batmak (güneş/gemi)
-
round and round
daire çizerek
-
-
telephone line
telefon hattı
-
shine
parlamak; parlaklık
-
cost
mal olmak, fiyatı olmak
-
have a holiday
tatil yapmak
-
airfield
uçak pisti, iniş pisti/alanı
-
break off
kopmak, kırılmak
-
catch fire
tutuşmak, ateş almak
|
|