t10

  1. harcamak
    to spend (time and money)
  2. ödünç vermek
    to lend
  3. ödünç almak
    to borrow
  4. borcu olmak
    to owe, to have debt
  5. -emem, -amam
    emeyiz amayız
    • I can't
    • we can't
  6. çekiniz
    pull (formal)
  7. itiniz
    push (formal)
  8. bedava!
    it's free!
  9. yeterince param yok
    I don't have enough money
  10. bütün paramızı harcayamayız
    we can't spend all our money
  11. çok ucuz çünkü indirimde
    it's very cheap because it's on sale
  12. -yim -yım
    let me...
  13. size bir teklifte bulunayım
    let me make you an offer
  14. bu çok iyi bir teklif
    it's a very good offer
  15. bulunmak
    to be (somewhere), to exist
  16. bir anlaşma yapalım
    let's make a deal
  17. mobilya
    furniture
  18. sandalye
    chair
  19. koltuk
    sofa, seat
  20. dolap
    cupboard, closet, cabinet
  21. kitaplık
    bookcase
  22. yatak
    bed
  23. buzdolabı
    fridge
  24. dondurucu
    freezer
  25. fırın
    oven
  26. çekmeceli dolap
    chest of drawers
  27. elbise dolabı
    wardrobe
  28. lamba
    lamp
  29. ayna
    mirror
  30. kapı
    door
  31. pencere
    window
  32. zemin
    floor
  33. taban
    floor (of a building)
  34. tavan
    ceiling
  35. duvar
    wall
  36. çatı
    roof
  37. bilgisayar
    computer
  38. dizüstü bilgisayar
    laptop
  39. şarj aleti
    charger
  40. fotoğraf makinesi
    camera
  41. kurşun kalem
    pencil
  42. tükenmez kalem
    pen
  43. anahtar
    key
  44. kilit
    lock
  45. arkasında
    behind, at the back of
  46. anahtarlarımın nerede olduğunu biliyor musun?
    do you know where my keys are?
  47. anahtarların koltuğun altında
    your keys is under the sofa
  48. uçuş
    uçuş gecikmeli
    • flight
    • the flight is delayed
  49. gemi
    ship
  50. uçak
    plane
  51. helikopter
    hrlicopter
  52. dağ
    dağa çıkıyoruz
    • mountain
    • we are going to the mountain
  53. sahil
    beach
  54. göl
    lake
  55. uçmak
    bu gece Japonya'ya uçmamız gerekiyor
    • to fly
    • we have to fly to Japan tonight
  56. yelken açmak
    to sail
  57. gecikmeli
    delayed
  58. zamanında
    in time, on time
  59. plan
    plan
  60. patlamış mısır
    popcorn
  61. gelmek
    to come, to join
  62. sonrası
    sonrası için planınız var mı
    • later
    • do you guys have plans later
  63. annem ve ben en sevdiğim TV programını izleyeceğiz
    my mom and I are going to watch my favourite TV programme
  64. halletmek
    hallettim
    • to solve,to settle
    • I solved that
  65. ağzı kulaklarına varmak
    to be over the moon
  66. zil
    bell
  67. etekleri zil çalmak
    to be thrilled
  68. ciddi
    serious, severe
  69. cidden mi?
    seriously?
  70. aman allahım
    oh dear
  71. hatta kalın
    hold on
  72. bekleyin
    hang on
  73. inanılmaz!
    unbelievable!
  74. oynamak
    to play, to act
  75. oyun
    oyun oynamak
    • game
    • to play a game
  76. belki
    belki tiyatroya giderler
    maybe, perhaps

    maybe they'll go to the theatre
  77. bunun yerine
    galiba bunun yerine alışverişe gidecekler
    • instead
    • I think they'll go shopping instead
  78. diğer
    diğerleri
    • other
    • the others
  79. hepimiz
    all of us
  80. ikisi
    both
  81. ikimiz
    both of us
  82. öğleden sonra diğerleri ne yapacak?
    what will the others do this afternoon?
  83. dünya
    world, earth
  84. tiyatro oyunu
    a play (in a theatre)
  85. parti
    party
  86. kulüp
    club
  87. kalkmak
    to get up
  88. -le takılmak

    hiç kimse benimle takılmak istemiyor
    to hang out (with)

    no one wants to hang out with me
  89. ... çok isterim

    çok isterim, ama yarın erken kalkmam gerekiyor
    I would love ...

    I would love to but I have to get up early tomorrow
  90. herkes
    everyone
  91. hiç kimse
    noone, anyone
  92. birisi
    someone
  93. sizinle
    kiminle
    • with you (plural)
    • with whom
  94. dünyayı görmek istiyor
    he wants to see the world
  95. neden olmasın?
    why not?
  96. işte - evde

    saat dörtte evde olacağım
    at work - at home

    I'll be home at four o'clock
  97. sonraki / gelecek
    gelecek kış
    next (noun) / next (point in time), future

    next winter
  98. geri
    back
  99. yakında
    soon, close
  100. -den önce
    -den sonra

    akşam yemeğinden önce mi sonra mı döneceksin?
    • before (earlier than)
    • after (later than)

    Will you be back before or after dinner?
Author
straszko
ID
352681
Card Set
t10
Description
Updated