vocab part 1

  1. 1. Tamamlama
    2. Tamamlanma
    Completion (n)
  2. Tamamlamak
    Complete (v)
  3. Tatmin
    Satisfaction (n)
  4. 1. Tatmin etmek
    2. Memnun etmek
    3. Sağlamak, karşılamak
    • Satisfy (v)
    • (We try to satisfy our customers.)
    • (The education system must satisfy the needs of all children.)
  5. İcat etmek
    Invent (v)
  6. Medeniyet
    Civilization (n)
  7. İcat
    Invention (n)
  8. Kanıtlamak
    Prove (v)
  9. Kanıt
    • Proof (n)
    • Evidence (n)
  10. Oldukça (very kadar kuvvetli değil)
    • Quite (adj)
    • (Quite big)
  11. Madde (toprak, su, civa, demir vb)
    Substance (n)
  12. Kutlamak
    Celebrate (v)
  13. Kutlama
    Celebration (n)
  14. Yolcu
    Passenger (n)
  15. Çevreyi kirletmek
    • Pollute (v)
    • (The oil polluted many beaches.)
  16. Çevre kirliliği
    • Pollution (n)
    • (Air pollution, water pollution, noise pollution)
  17. Plaj, kumsal
    Beach (n)
  18. Göç etmek
    Immigrate (v)
  19. Göç
    Immigration (n)
  20. Hazırlamak
    Prepare (v)
  21. Hazırlık, hazırlama
    Preparation (n)
  22. İklim
    Climate (n)
  23. Engellemek, önlemek
    Prevent (She tried to prevent me from going to Italy.)
  24. Engelleme
    • Prevention (n)
    • (Crime prevention)
  25. Sorumluluk
    Responsibility (n)
  26. Sorumlu
    • Responsible for (adj)
    • (He is responsible for designing the project.)
  27. Yıkmak
    Destroy (v)
  28. Yıkım, yıkma
    Destruction (n)
  29. Yıkıcı
    • Destructive (adj)
    • (The destructive effects of anxiety)
  30. Kaygı (worry kelimesinden daha yoğun ve sorun olarak kabul edilen bir duygu)
    Anxiety (n)
  31. Kaygılı
    Anxious (adj)
  32. Endişelen(dir)mek (günlük sorunlar için)
    • Worry (v)
    • (Do not worry about me.)
  33. Endişe
    Worry (n)
  34. Endişeli
    • Worried about (adj)
    • (Doctors are worried about the possible spread of the disease.)
  35. Endişe verici
    Worrying (adj)
  36. Gergin (toplum önünde konuşma yapacağınızda hissettiğiniz duygu)
    Nervous (adj)
  37. Ana, esas, önemli
    • Essential (adj)
    • (Experience is essential for his job.)
    • (Money is not essential to happiness.)
  38. Important (önemli)
    • Essential (adj)
    • Significant (adj)
  39. Mezun olmak
    • Graduate from (v)
    • (He graduated from Oxford University.)
  40. Mezun kişi
    • Graduate (n)
    • (A graduate in history)
  41. Öğüt vermek
    Advise (v)
  42. 1.tartışmak (ağız dalaşı şeklinde)
    2. (Bir fikri) öne sürmek, savunmak
    Argue (v)
  43. Öğüt
    Advice (n)
  44. 1. Argüman, sav, tez
    2. Tartışma, ağız dalaşı
    Argument (n)
  45. Gurur
    Pride (n)
  46. Tartışmak (ağız dalaşı şeklinde)
    Have an argument
  47. Yörünge
    Orbit (n)
  48. Gururlu
    • Proud of (adj)
    • (They are proud of their children.)
  49. Satın almak/buy
    Purchase (v)
  50. Neden, sebep
    • Reason (n)
    • Cause (n)
    • (Unemployment is a major cause of crime.)
  51. Söylenti
    Rumor (n)
  52. Mantık, akıl yürütme
    Reasoning (n)
  53. Rakip
    Rival (n)
  54. Dedikodu
    Gossip (n)
  55. Dedikodu yapmak
    Gossip (v)
  56. Rekabet
    • Rivalry (n)
    • Competition (n)
  57. 1. Yarışma
    2. Rekabet
    Competition (n)
  58. 1. İhtiyaç fazlası
    2. Gereğinden fazla sözle ifade edilmiş
    Redundant (adj)
  59. Fiş (alışverişte verilen)
    Receipt (n)
  60. Abone olmak
    Subscribe (v)
  61. Gözden geçirmek
    Review (v)
  62. Abonelik
    Subscription (n)
  63. 1. Değerlendirme yazısı/eleştiri yazısı (Bir ürünle ile bir dergi-gazeteci çıkan)
    2. Gözden geçirme, ders tekrarı
    • Review (n)
    • (The review of Sony cameras on the internet)
  64. 1. Özne
    2. Konu
    3. Okul dersi
    4. Kralın tebası/kul
    Subject (n)
  65. Tabi olmak
    • Be subject to (v)
    • (Every citizen is subject to the law.)
  66. Kurmak
    • 1. Found (v)
    • 2. Establish (v)
  67. Kurucu
    Founder (n)
  68. Gözden kaybolmak
    • Disappear (v)
    • (The plane disappeared behind a cloud.)
  69. Gozden kayboluş
    Disappearance (n)
  70. 1. Ortadan kaybolmak (stop existing)
    2. Nesli tükenmek
    3. Tarihe karışmak
    Vanish (v)
  71. Olay (trafik kazası vb.)
    Incident (n)
  72. Olay (something that happens at a given time and place)
    • Event (n)
    • 1. (An event is organized: sports event/a football match/a party)
    • 2. (Major world events reported on the evening news)
  73. Olay (en genel anlamıyla)
    • Occurence (n)
    • Happening (n)
    • (Occurence and happening are the most general; an everyday occurence; a happening of no great importance)
  74. Çığ (karlı dağlardan hızla aşağıya inen kar ve buz kütlesi
    Avalanche (n)
  75. Dünyanın 7 harikası
    Seven wonders of the world
  76. Harika (n)
    • Marvel (n)
    • Wonder (n)
  77. 1. Başarısızlık
    2. Arıza
    Failure (n)
  78. Şüphesi olmak, (bir konuda) kuşkusu olmak
    Doubt (v)

    (I doubt that she has stolen the money.)>>>(I find it unlikely that she has stolen the money.)

    (Everybody believes him, but I suspect he is lying.)>>>I doubt he is telling the truth.)
  79. Şüphelenmek (hakkında kötü düşünmek)
    Suspect (v)

    (I suspect that she has stolen the money.)>>>(to feel that something might be the case.)

    (But also: I suspect it will be sunny tomorrow.)
  80. Tereddüt etmek
    Hesitate (v)
  81. Tereddüt
    Hesitation (n)
  82. Şüpheli kişi, zanlı
    • Suspect (n)
    • (He is a suspect in the murder case.)
  83. Zafer
    • 1. Victory (n)
    • 2. Triumph (n)
    • 3. Glory (n)
  84. Şüphe
    *(o olay onun hakkında aklıma şüphe tohumları ekti.)
    Doubt (n)

    • (I have doubts about her honesty.)
    • *(That incident planted doubts about him in my mind.)
  85. Miktar
    (Arkasından uncountable kelime gelmeli)
    • Amount (n)
    • (A great amount of money/information)
    • (A large amount of time)
    • (A great deal of confidence)
  86. Hayran bırakarak şaşırtmak
    Amaze (v)
  87. Hayran bırakırken şaşırtan, şaşırtıcı
    Amazing (adj)
  88. Hayranlıkla karışık şaşırmış
    Amazed (adj)
  89. Roman
    Novel (n)
  90. Yeni/new
    Novel (adj)
  91. Roman yazarı
    Novelist (n)
  92. 1. Yenilik
    2. Yeni çıkmış ürün
    Novelty (n)
  93. 1. (Birine) davranmak, muamele etmek
    2. Tedavi etmek
    Treat (v)

    • 1. (To treat people with respect)
    • (My parents treat me like a child.)

    2. (The condition is usually treated with drugs.)
  94. Yenilik
    • 1. Novelty (n)
    • 2. Innovation (n)
  95. 1. (Birine karşı) davranış, muamele
    2. Tedavi
    Treatment (n)
  96. Bölge
    Region (n)

    • (The Black Sea Region)
    • (Middle East)
  97. Bölgesel
    Regional (adj)

    (Regional newspaper)
  98. Yüz, surat
    Face (n)
  99. (Bir problemle) yüzleşmek
    Face a problem
  100. Bir meseleyi/işi ele alıp yapmak, halletmek
    Deal with (v)

    (Deal with the problem)
Author
BanuOrenk
ID
349521
Card Set
vocab part 1
Description
Updated