-
invest
v. yatırmak, yatırım yapmak, giydirmek, donatmak, yetki vermek, sarmak, kuşatmak
-
acquisition
n. edinme, kazanma; kazanç; kütüphaneye yeni gelen kitap, müzeye yeni gelen eşya
-
regard
- n. bakış, bakım, itibar, ilişki, dikkat, önem, saygı, beğeni, takdir, hürmet
- v. bakmak, göz önüne almak, dikkate almak, saymak, saygı duymak, takdir etmek, çok beğenmek, önem vermek, ait olmak, ilgili olmak
-
designation
n. atama, tayin, atanma; isim, ad, tahsis; gösterme, gösterilme
-
commodity
n. eşya, mal, emtia;
-
insight
n. kavrama, içyüzünü anlama, sezme, anlama
-
foreshadow
v. önceden göstermek, belirtisi olmak
-
description
n. tanım, tarif, tasvir, tanımlama; betimleme; çeşit
-
inasmuch as
mademki, dolayı, göre, çünkü, kadar
-
observe
v. dikkatle bakmak, görmek, gözetlemek, gözlemek, izlemek, incelemek, riayet etmek, uymak, yerine getirmek, kutlamak, fark etmek, söylemek, demek, görüşünü bildirmek
-
precious
- s. değerli, kıymetli, aziz, pahalı, büyük, aşırı ince, çok, yapmacıklı
- zf. çok, fazlasıyla, aşırı, tamamen
-
jade
n. yeşimtaşı, açık yeşil, beygir (yaşlı)
-
ubiquitous
n. her yerde birden bulunan, hazır ve nazır
-
regal
s. krallık, krallara lâyık, krala ait, muhteşem
-
burial
n. gömme, defin, toprağa verme, cenaze töreni
-
chamber
n. oda, yatak odası; büro, kabul salonu; bölme, boşluk; yasama meclisi, hakimin özel odası
-
eternity
n. ebedilik, sonsuzluk, ebediyet, ölümsüzlük, ahiret
-
denote
v. göstermek, belirtmek, ifade etmek, işareti olmak, adı olmak topraklama
-
crown
- v. taç giydirmek; ödüllendirmek; kaplamak, süslemek; kafasına vurmak; dama yapmak; doruğa ulaştırmak
- n. taç, çelenk; hükümdarlık, taht, tepe; zirve, beş şilin
-
scepter
n. asa, kraliyet asası
-
engrave,
v. hakketmek, oymak, kabartma yapmak, işlemek
-
devotion
n. bağlılık, sadakât, düşkünlük, fedakârlık, özveri
-
polish
v. cilalamak, parlatmak, boyamak (ayakkabı), terbiye etmek, düzeltmek, perdahlamak, cilalanmak
-
axe
- n. balta; kısma, azaltma; işten kovma, kovma; enstrüman, çalgı
- v. kısmak, azaltmak, kovmak, işten kovmak
-
attribute
- v. bağlamak, dayandırmak, atfetmek, yormak
- n. özellik, nitelik, sıfat, araz; sembol, simge
-
mere
- n. göl
- s. sade, saf, sırf, katkısız
-
coincidence
n. denk gelme, tesadüf, rastlantı; çatışma
-
possess
v. sahip olmak, elinde bulundurmak, egemen olmak, kurcalamak (zihin), hakim olmak, tutmak
-
rarity
n. seyreklik, enderlik, az bulunma, nadide şey
-
zeal
n. gayret, heves, istek, azim
-
remote
- s. uzak, çok eski, çok uzak, küçük, sapa, ücra, mesafeli, dolaylı, soğuk (davranış)
- n. naklen yayın
-
mining
n. madencilik, mayın döşeme
-
assign
- v. vermek, tahsis etmek, belirlemek; bağlamak, saptamak, atamak; göreve seçmek, devretmek
- n. devralan kimse
-
supplement
v. eklemek, ilave etmek, tamamlamak
-
evergreen
- n. yaprak dökmeyen ağaç, hep yeşil kalan bitki, eskimeyen şarkı, unutulmayan melodi
- s. yaprak dökmeyen, ölmeyen, unutulmayan, unutulmaz
-
-
-
ground
- v. yere sermek, yere indirmek, karaya oturtmak, topraklamak, çakmak, hareket izni vermemek, dayandırmak, dayanmak, kurmak
- s. öğütülmüş, buzlu, tortulu
- n. yer, sebep, toprak, temel, dayanak, dip, zemin, neden, saha
|
|