-
remotely
uzaktan, az bir miktara kadar
-
overtime
mesai, fazla mesai, uzatma, uzatma dakikaları, oyunun uzatmaya gitmesi
-
operate on
ameliyat etmek
-
-
-
pull out
çekilmek, çıkmak, ayrılmak, çıkarmak
-
poverty
fakirlik, yoksukluk, yokluk
-
embodiment
şekillenme, somut örnek
-
institution
kuruluş, kurum
-
repute
saymak, saygınlık, farzetmek
-
reputable
hatırı sayılır, itibarlı, saygı değer, saygın
-
reputation
saygı, saygınlık
-
countless
sayısız, saymakla bitmez, çok fazla
-
whether
olup olmadığını, eğer
-
equip
hazırlamak, donatmak, giydirmek
-
blame
ayıplamak, suçlamak, sorumlu tutma
-
corrupt
yozlaşmış, bozmak, bozulmak, bozuk
-
welfare
yoksullara yardım, sosyal yardımlaşma, refah
-
responsible
mesul, sorumlu, güvenilir
-
otherwise
aksi halde, aksa taktirde, aksi durum, ayrıca, yoksa, başka türlü, farklı
-
observe
gözlemlemek, incelemek, gözetlemek, bayram kutlamak, saygı göstermek
-
gaze
gözünü dikmek, dik dik bakmak, sürekli bakış
-
stare
bakış (uzun ve dikkatli), uzun uzun bakmak
-
-
adop
benimsemek, benimsetmek, evlat edinmek, hayata geçirmek, kabul etmek, kanunlaştırmak (meclis), kabul kararı vermek, seçmek (aday seçmek politik)
-
timetable
ders programı, belli zaman dilimlerine ayrılmış program, (tren vb)tarife, saat tarifesi, çizelge, program
-
majority
çoğunluk, çokluk, oy çokluğu, reşitlik
-
benefit
- çıkar, fayda, yarar, yarar görmek, yarar sağlamak
- yan ödeme
- personel sosyal yardımları, yardım (parası),
-
criticize
eleştirmek, tenkit etmek
-
diagnose
tanı koymak, hakkında bilgi vermek, teşhis etmek
-
absenteeism
devamsızlık, devamsızlık (işe / okula vb'ne)
-
rectify
düzeltmek, doğrulamak
-
confident
kendinden emin, kendine güvenen, emin, güvenli
-
confide
güvenmek, güvenip sırrını açmak
-
articulate
açık bir şekilde ifade etmek, açık (ifade), kolay anlaşılan
-
unaffacted
değişmemiş, etkilenmemiş, içten, doğal
-
conduct
yapmak, yürütmek, yönetmek, idare etmek, önderlik etmek, rehberlik etmek
-
conscious
bilinçli, bilinç, bilinci yerinde
-
opportunity
fırsat, imkan
-
improvement
gelişim, ilerleme
-
-
-
hostilities
savaş, savaş durumu
-
petition
dilekçe, dilekçe vermek, rica etmek, rica
-
massive
ağır, büyük ve ağır, büyük çapta kalın, şiddetli (deprem / kalp krizi)
-
-
chairman
toplantı başkanı, yönetici
-
drop off
- azalmak, azaltmak, eksilmek, düşüş göstermek
- uyuyup kalmak
-
slight
- az, küçük, ufak (bir bahane)
- zayıf, ince
- küçümsemek, saygısızlık etmek, saygısızlık
-
staff
personel, görevli olarak çalışmak, kadrolaşmak
-
beyond
- öte, ötesi, ötede, ötesinde
- öbür dünya, ahiret
- ayrıca, haricinde
-
-
dine
yemek yemek, akşam yemeği yemek, günün esas yemeğini yemek
-
consumer
tüketici, müşteri
-
rely on
güvenmek, inanmak, bel bağlamak
-
humorous
güldürücü, mizahi, komik, gülünç
-
emphasize
vurgulamak, belirtmek, üstünde durmak
-
bumpy
- engebeli, inişli çıkışlı, tümsekli
- arızalı, bozuk
-
merhandise
ticaret yapmak, mal, ürün
-
assume
farzetmek, zannetmek, varsaymak
-
humor
mizah, güldürmek, eğlendirmek, espiri
-
profit
kar, çıkar, yarar, fayda
|
|