-
avoid
sakınmak, kaçınmak, uzak durmak
-
-
-
upset
üzgün, bozulmuş, sinirli
-
walk out
çıkmak, yürüyüşe çıkmak
-
-
1-get together
2-a get together
1-buluşmak, toplanmak
2-bir araya gelmek
-
-
else
başka, ayrıca, yoksa
-
-
abroad
yurt dışında, dışarıda
-
youth hostel
öğrenci yurdu, gençlik yurdu
-
hostel
pansiyon, yurt, öğrenci yurdu
-
while
-iken, irken, sırasında, süre, zaman, vakit
-
jewellery
kuyumculuk, takı
-
-
fall out
dökülmek, düşmek
-
-
rubbish
çöp, döküntü, ıvır zıvır
-
-
-
-
revise
gözden geçirmek, yeniden incelemek, tekrar düzeltme yapmak
-
-
-
-
judge
yargıç, hakim,
verb: yargılamak, hüküm vermek
-
-
-
plumber
tesisatçı, su tesisatçısı
-
-
-
vet
veteriner, muyane etmek (hayvan)
-
ahead
önden, önde, ilerde
-
seat
- oturmak, oturacak yer, koltuk (koltuk sandalye vs.),
- yerleştirmek
-
bus fare
otobüs bileti, otobüs ücreti
-
fare
yol parası, bilet ücreti
-
monument
anıt, eser, abide
-
stranger
tuhaf, yabancı, acemi
|
|