-
-
-
-
occasionally
ara sıra, bazen
-
terrific
müthiş, olağan üstü, çok güzel
-
soap opera
dizi film, dizi
-
-
-
-
-
-
disappointed
hayal kırıklığına uğramış, kırgın
-
embarrassed
utangaç, sıkılgan, mahcup
-
impatient
sabırsız, aceleci
-
in a good mood
keyfi yerinde, keyifli
-
-
-
-
journey
seyahat etmeki, geziye çıkmak, gezi
-
go for a run
koşuya çıkmak
-
opposite
karşısında, karşıda, karşılıklı, zıt
-
match
- verb:karşılaştırmak, eşleştirmek
- noun:kibrit
-
difference
fark, ayrılık, farklılık
-
about
hakkında, aşağı yukarı, yaklaşık, hemen hemen
-
-
-
oppenent
karşı, karşıki, karşıt
-
-
association
dernek, birlik, birleşme
-
-
-
enthusiast
hevesli kimse, istekli kimse
-
-
-
brand-new
yepyeni, gıcır gıcır
-
getting onto
üzerine almak
-
grid
sistem, ızgara, parmaklık
-
-
describe
tarif etmek, tanımlamak
-
unusual
görülmedik, nadir
-
-
earn
çalışarak birşey kazanmak, elde etmek
-
prompt
ileti, hemen, çabuk
-
all of them
hepsi, bunların hepsi
-
-
as soon as
hemen, mümkün olduğu kadar çabuk
-
-
-
-
-
-
-
useful
kullanışlı, yararlı
-
ambition
hırs, heves, tutku
-
-
-
-
situation
konum, yer, durum
-
-
exactly
düzgün, tam olarak düzgün
-
-
get home
eve varmak, eve gelmek
-
replace
yerine koymak, değiştirmek
-
-
-
-
-
-
pair
çift, eş, eşleştirmek
-
appear
görünmek, meydana çıkmak
-
pronuncation
telefuz, söyleyiş, kelimelerin söyleniş şekli
-
-
-
decade
onluk, on yıl, onlu grup
-
-
-
nervous
sinirli, gergin, sinir
-
worried
endişeli, kaygılı, kaderli
|
|